Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

   Kültürlü insanla ve cahil insanla sohbet çok farklı yerlere götürür. (Buradaki cahillik insanın okuyup okumaması ya da hangi okulu okuduğuyla da ilgili değil) Örneğin, alerjiyle ilgili bir konuyu ele alayım. Buradaki kahramanımız Biri. Biri bu kişilerle tek tek sohbet edecek.

 

 

Bölüm 1.

Biri, kültürlü insanla konuşuyor.

Kültürlü insan, Biri'nin hastaneye alerji doktoruna gittiğini bilmektedir. Bu yüzden Biri hastaneden geri geldiğinde yanına gelir. (Tabi burada Biri ve Kültürlü İnsan bu kişilerin isimleridir.)

Kültürlü insan: Biri yorgun değilsen, anlatsana. Alerji muayenesi sonucu ne çıktı.

Biri: Önceden de tahmin ediyor ve bizzat yaşıyor olmam nedeniyle tahmin ettiğim gibi alerjim varmış. Alerji yapan maddeler testte çıktı. Tabi bunun yanında koku hassasiyetim de varmış. Doktor ilaç yazdı. Ama yine de alerji yapan şeylerden uzak kalmamı söyledi. Tabi alternatifsiz bir durum. İlle de uzak kalacakmışım.

Kültürlü insan: Bu konuda pek bir bilgim yok. Doktorun dediklerinden çıkma sakın. Evde de alerji yapan şeyleri kullanmasınlar.

Biri: Kullamazlar tabi. Akılları gayet başlarındadır.

 

Bölüm 2.

Biri cahil insanla konuşuyor.

Kültürlü insan gittiğinde Cahil insan gelir. O da Biri'nin hastaneye gidişi sebebiyle, merak ettiği için gelmiştir.

Cahil: E doktora gittin, neyin varmış. İyleştinmi?

Biri: Benim alerjim ve koku hassasiyetim varmış, doktor öyle söyledi.

Cahil: Doktor ne bilir. Nerden anleyacak.

Biri: Alerji testi yaptılar. Sonuç olarak bir çok şeye alerjim çıktı. (nelere alerjisi olduğunu anlatır)

Cahil: Alenji bir tek şeye olur başka şeye olmaz.

Biri: Doktorun dediğine karşı bir şey söylediğine göre güvenilir bir bilgi kaynağın olmalı. Ama ben yine de doktora inanıyorum. Zaten belirtilerinden ben de anlamıştım. Kaç aydır alerji yüzünden sürünüyordum.

Cahil: Alerji tek şeye olur, başka bişeye olmaz, olmaz! oyle diyorlar.

Biri: Kim o diyenler?

Cahil: Herkes öyle diyo.

Biri: Kim o herkes? Birinin adını söyle.

Cahil: Aaaaa! kafamı ütüleme! Niye boyle yapıyorsun. Niye hep kendi istediğin gibi hareket ediyorsun.

Biri: Ne dedim ki şimdi?

Cahil, uygun bir cevap bulamayınca koşar adımlarla oradan uzaklaşır.

 

3.Bölüm

Biri 2 ay sonra yine Cahile rastlar ve yine Cahille konuşmaktadır.

 

Cahil: Nasıl oldun? İyileştin mi?

Biri: Alerji bu öyle 1-2 ayda geçmiyor.

Cahil: Ne oliyur. Ne oliyur da alelji diyusin?

Biri: Sadece ben demiyorum. Alerji testlerinde de çıktı. Alerji yapan şeylere maruz kalınca, nefes darlığı yapıyor. Burnum doluyor. Burundan geniz akıntısı oluyor. Geniz akıntısı boğazı tahriş ediyor, sürekli ağrı yapıyor. Akciğere giden geniz akıntısı, broşlar arasına dolanıp nefes darlığı yapıyor. Mideye akan kısmı sürekli bir mide bulantısına sebep oluyor. Baş dönmesi oluyor...

Cahil: Sen oyle sanıyorsun. Alerji diye bişey yok. Alerjin yok senin.

Biri: O da nereden çıktı. Bunca rahatsızlık neden oluyor o zaman.

Cahil: Sen soğuk aliyorsun da oyle oluyor. Alerjiden burin tıkanmaz. Alerjiden sadece elle kaşınır. Herkes öyle diyor.

Biri: Haydaa! O da nereden çıktı. Nasıl burun tıkanmaz. Ben boşuna mı konuşuyorum şimdi.

Cahil: Senin hiç bir şeyin yok. Bak yürüyorsun işte. Oyle sanıyorsun. Bir şeyin yok.

Biri: Yürüyebilmeyle ne alakası var. Nesefim daralıyor diyorum. Yürürken bile yoruluyorum diyorum. Kime diyorum? Bak hemde alnımın üst kısmı sürekli terliyor. (diyerek alnıyla saçları arasındaki kısmı eliyle siler.)

Cahil: Saçuni ellema saçuni ellema! (Saçını elleme, saçını elleme.) Saç ellenmez. Bu kadar çekingenlik olmaz.

Biri: Bunun çekingenlikle ne alakası var? Aklın başında mı?

Cahil: Saçuni ellema saçuni ellema? Senin alerjin yok. Oyle sanıyorsun. Onun içun boğazın acıyor. Onun içun, bazen boğazın darauyor sanıyorsun. Hepisi onun için. Hepisini onun içun saıyorsun.

Biri: Birincisi, ben hiç bir şeyi öyle sanmıyorum. Ayrıca sadece alerji değil, koku hassasiyetim de var. Ve ayrıca bazı maddelerin kokusuna maruz kalınca burnum dolup, kanıyor. Saatlerce kendime gelemiyorum. Hatta bilincim bulanıyor.

Cahil: Alerji ile burun tıkanmaz ve de kanamaz. Kanamaz! Soğuktan kanıyor.

Biri: Onu da hangi kaynağından öğrendin. Dur sen söyleme. Öyle diyorlar, herkes değil mi? O herkesle görüşmeyi kes bence.

Cahil: Niye boyle yapiyosin. Hep senun isteduğun mi olacak. Saçuni ellema. Saçuni ellema ( Niye böyle yapıyorsun. Heps senin istediğin mi olacak. Saçını elleme. Saçını elleme. )

Biri: Sen de bir şeyden anlamıyorsun. Dakika başı da saçını elleme deyip durma! Sanane! Saçım gözüme geliyor, yukarı çekiyorum. Benim saçıma dokunmam seni ilgilendirmez!

Cahil, arkasına bile bakmadan oradan uzaklaşır. ( Bu arada, cahillik her zaman okumak ya da okumamakla ilgili değildir. Tabi tümden cahillik de yok gibidir. Bazı konularda falan da cahil olunabilir. Bir de şu var, bence cehalet, kültürden daha hızlı yayılabilen bir şeydir. Gerçek bilgi kanıtlara dayandırılarak yayılır. Bazen sıkıcı gelebilir. Cehalet ise salla sallayabildiğin kadar mantığıyla birçok kişiye cazip gelebilir.)

 

 

4. Bölüm, Biri'nin annesine gelen telefon

 

Biri'nin annesi: Alo! Merhaba İnsanlık Fukarası kadın.

 İnsanlık Fukarası: Merhaba, senin oğlun doktora gitmiş. Neyi varmış. Birşeyi yoktur onun, evham aypıyor.

Birinin annesi: Yok olurmu öyle şey alerji doktoruna gitti. Allerji tesleri yaptırdı. Bir sürü şeye allerjisi çıktı. Koku hassasiyeti çıktı.

İnsanlık Fukarası: Alenji bir tek şeye olur. Başka şeye olmaz! Olmaz!

Birinin annesi: Doğru diyorsun aslında, nereden duydun.

İnsanlık Fukarası: Öyle diyorlar. Herkes, öyle diyor.

Birinin annesi: Sorma sorma, evde istediğimiz yemekleri de pişiremiyoruz. Alerjisi var diye.

İnsanlık Fukarası: Sakin tavız vermeyun! Dediklerini yapmayun! Onun emrinde mi gezeceksiniz! İstediğinizi yapın yiyin. Birşey derse, bana söyleyin. Haddini bildireyim.

Birinin annesi: Kolaymı öyle, her istediğimizi pişirmek, sinirleniyor.

İnsanlık Fukarası: O ne demek, ondan mı emir alacaksınız! “Saçuni ellema saçuni ellema!” Deyip haddini bildireyim ben ona. Kapat telefonu yarın sizin eve geliyorum.

 

Ertesi sabah Biri hiçbir şeyden habersiz uyanır. Ama annesi onun alerjisi olan bir yemek yapmıştır ve kendinde değildir. Alerjiden şişen dudağı acımakta, başı çatlarcasına ağırmakta ve de ağzı burnu dolmuş durumdadır. Fazla sağlıklı nefes alamadığından da ayakta zor durmaktadır. Zorda olsa mutfağa yönelir. Mutfağın kapısını zor da olsa açtığında o feci manzarayla karşılaşır. Annesi, kendine alerji yapan bir yemek yapmaktadır.

Biri: “Anne! Bu yemeğe benim allerjim olduğunu bilmiyor musun? Neden pişirdin?” Diye inler.

Annesi: Her zaman senin istediğin olmaz herhalde. Hayatta bunları öğrenmelisin. ( Falan filan. İnsanlık Fukarası kadının dolduruş ve kandırışlarıyla bu tür şeyler konuşur işte.)

Biri, Laf yetiştirmek yerine bir an önce bu kabus dolu alerjik ortamdan uzaklaşmayı tercih eder. Zar zor yürüyerek, çevresiyle fazla ilgilemeyerek, çevreden bazı ... çocukların ... bakışlarıyla, ve alerji yüzünden şişen dudağına gülmelerine aldırış etmeden yürümeyi sürdürür. Sürdürür çünkü, ciddiye alsa, o çocukların bacaklarını kıracağı apaçık ortadadır. Bir süre sonra zar zor da olsa evlerine oldukça yakın olan dağa bir miktar tırmanır. Ağaçlarına arasında ıssız bir yerde durur. Şansına orada bir çeşme de vardır. Durduğunda nefesi daha da daralır. Derin derin hıı hıı hııı diye nefes alır verir. Öksürmeye başlar. Defalarca yere tükürür. Burnunu falan yıkamaya başlar. Orada bir taş bulup üzerine oturur. Birkaç saat, burnunu yıkayıp, tükürerek kendine gelmeyi bekler. Ama nafile. Bir türlü tam olarak kendine gelemez. Ama yine buraya geldiği saatten daha iyi durumdadır. Tabi şişen göz kapakları ve dudakları halen daha inmiş değidir. Saat fazla geç olmadan eve gideyim deyip yola çıkar. Yolda karşısına, dağa doğru yürürken ... bir biçimde, şişen dudağına bakarak gülen çocuklar çıkar. Yanlarından geçtikten birkaç adım sonra yine ... bir biçimde gülüp birbirlerine Biri hakkında bir şeyler söyleyip, yine k...ler gibi gülerler. Biri, bu kez ilk önce alt dudağını dişlerine sürterek sinirini yatıştırmaya çalışır. Tabi, içinden de saydırmayı ihmal etmiyordur. Çocukturlar, çok sert çıkışmayayım diye düşünerek, sadece arkasını dönerek sertçe bakar. Bakmasının ardından, geri dönüp yoluna devam eder. Ama kendi de biliyordur ki her zaman böyle anlayışlı olmayacaktır. Tekrarında çok sert ve ağır konuşacaktır. Düşüncesi bu yöndedir.

Bu düşünceleri düşüne düşüne eve ulaşır. Evde yine kötü bir sürprizle karşılaşır. Bu seferki sürpriz, bir yemek değildir. Kötülerin kötüsü, İnsanlık Fukarası adındaki kadın evlerine gelmiş bulunmaktadır.

Biri, hiç sevmemesine rağmen İnsanlık Fukarası'na merhaba deyip, oturur. Biri oturur oturmaz, İnsanlık Fukarası, “Saçınu ellema! Saçını elleme! “diye hop oturup hop kalkmaya başlar.

Biri, kaşlarını çatıp, sertçe bakarak: “Sizene ki! Saç benim, dokunurum da evirip çeviririm de!”

İnsanlık Fukarası, Biri'nin bu kadar sert bir yapıya sahip olduğuna daha önce şahit olmamıştır. Zaten Biri çok iyi kalpli bir insan olduğu için genel olarak konuşurken güleryüzlüdür. Ama kötülere de haddini bildirmesini bilen bir insandır. Akrabaları olan İnsanlık Fukarası, uzak bir şehirde yaşadığı için, Biri'yle senede ancak birkaç kez karşılaştıklarından kendisine diş geçirebileceği gibi bir kanaate kapılmıştır. Ama Biri hiç kimsenin diş geçirebileceği gibi Biri değildir. İşte bir kaş çatışı ve sert konuşması, mangalda kül bırakmayan İnsanlık Fukarası'nı fazlasıyla korkutmuştur.

İnsanlık Fukarası, az önce söylediği sözü geri almanın yollarını bulmak için biraz düşünür. Aklına bir şey gelince de: “Ben şaka yapmıştım oğlum. Tabi ki beni ilgilendirmez senin saçın. Ben aptal mıyım. Senin saçına dokunmana karışayım. Belli ki gözüne gelen saçı oradan çekiyorsun. “

Biri: “Bilemem artık! Böyle şeylerden hoşlanmam.”

İnsanlık Fukarası, Biri'ye diş geçiremeyeceğini anlayınca, telefonda söylediklerini çevir kazı yanmasın yaparak değiştire değiştire söylemeye başlar. “ Alerjin varmış. Geçmiş olsun. Bu arada annene söyledim. Sana alerji yapan şeyleri kullanmamasını söyledim.”

Biri'de birçok az kişinin sahip olduğu bir yetenek vardır. Bu sözlerin samimi olmadığını hemen anlar.

(Biri, telefonla ya da başka bir şekilde birBiriyle konuşan iki kişinin konuşması sonrası bu konuşmadaki kişilerden Biriyle konuşursa, o kişinin diğer kişilerle ne yönde konuşmuş olduğunu anlayabiliyordur. Daha açıklayıcı bir şekilde anlatmak gerekirse;

Biri örneğin bir spor takımının sporcusu olsun, ve takımın antrenmanına yarım saat geç kalsın. Yarım saat sonra takıma katıldığında arkadaşlarının ve antrenörünün kendisiyle konuşmalarından gelmeden önceki yarım saatte kendisi hakkında konuştular mı? İyi mi konuştular, kötü mü konuştular anlayabilir. )

İnsanlık Fukarası, lafı uzatıp da gerçek düşüncelerini belli etmeme amacıyla vedalaşıp oradan uzaklaşır.

 

Devam edebilir de etmeyebilir de...

 

 

Murat Yediyüzyıl