Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Galaksi Kadar Burnu Olan Uzaylılar

 

Uzaylılardan bazıları da belki de bildiğimiz tüm gezegenlerden büyükler. Öyle ki sadece burunları Samanyolu galaksisi kadar olan uzaylılar bile olabilir. Gök taşı yağmurları da belki onların burunlarına giren toz toprağı üflemesi sonucu fırlayan toz parçalarıdır. Kim bilebilir. Bu uzaylıların bir adımı da belki 3-5 ışık yılı mesafeyi birkaç saniyede aşacak kadar büyük olabilir. Olmaz demeyelim. Elbette ki olabilir. Bilmem olur mu ama olur da dünyaya çok yakkından geçerlerse, bu uzaylıların bitleri üzerinden atlayıp dünyayı ele geçirmeye çalışabilirler. Olacağını düşünmüyorum çünkü dünyayı ele geçirme planları yapabilecek kadar zekiyseler, o dev uzaylıları bırakmayacak kadar da aklıllıdırlar. Nasıl olmasınlar, muhtemelen o uzaylıların kanıyla besleniyorlar. Dünyada o kadar büyük bir besin kaynağı bulamayacakları için yok olur giderler. Açlıktan ölmeseler bile, dünyada onlara karşı kullanılabilecek çok büyük bir silah var. Bit şampuanı, diyorlar, belki duymuşsunuzdur. Duymayan yoktur tabi latife yaptım. Bununla beraber, uzaylı bitler dünya ile birlikte sadece dünyanın ekseninde dönüşü kadar uzay yolculuğu yapabilecekler. Belki en fazla televizyon da izlerler. Uzayda dolaşıp yepyeni gezegenler, galaksiler, kara delikler vb görme imkânını kaybederler. Hem o dev uzaylıların kafasında kalmaları daha işlerine gelir çünkü sıkıldıklarında ya da çok beğenecekleri bir karşı cins bit gördüklerinde zıplayıp diğer dev uzaylıya geçebilirler. Dünyada olsalar bu imkânları dasınırlanacağı gibi, kendileri de bitlenme riski taşırlar. Dünyadaki küçük bitler de onlara konabilir. :) Bu sebeplerden o bitler gelmezler. Amaa! Bitlerden daha küçük ve de muhtemelen daha saldırgan bir o kadar da vahşi bir uzaylı türü o dev uzaylıların vücudundan dünyaya gelebilirler. Yine dünyanın yakınında geçen dev uzaylılar buna sebep olabilirler. Bu seferki istilacı uzaylıları uzaylı bitlerden ayıran en önemli özellik saliseler içinde sayılarını onlarca kat arttırabilme olasılıklarıdır. Evet doğru tahmin ettiniz, bu sefer bahsettiğim uzaylılar dev uzaylıların hapşurması sonucu ağızlarından burunlarından fırlayan mikroplar. Uzaylı o kadar dev olunca, mikropları da doğal olarak bir fil büyüklüğünde olacaktır. Dünya için hiç hoş olmaz. Tabi dünyaya gelene kadar atmosferde kavrulma ihtimalleri çok yüksek. Bitler kadar akıllı değiller ki paraşüt kullanmayı akıl edebilsinler. :)

Bazıları gök taşlarıyla uzaydan canlı organizma, mikrop falan geldiğini söylüyor. Bu gök taşları, yazımın başında anlattığım gibi, dev uzaylıların burnundan çıkan toz parçaları vb değilse, o mikropları, virüsleri nereden bulacaklar. Bu neredeyse imkânsız. Demek dev uzaylıların burnundaki tozlara mukoza (sümük) da bulaşıyor. Burunlarıyla üflediklerinde çıkan toz parçaları, bize göre gök taşları, fırlıyor. Uzay boşluğunda uzun ya da kısa bilemeyeceğim bir yolculuğun ardından dünyaya ulaşıyor. Atmosferi aşarken taşı saran mukoza tabakası bir süre koruyucu oluyor. Ardından ise dev uzaylının mukozasında yaşayan mikrop ya da bakteriler birer birer kavrulup ölmeye başlıyor. Ama onların ölmesi gök taşının üzerindeki mikroorganizma düzeyini sıfırlıyor mu? Elbette ki hayır. Çünkü onların içinde de dünyamız mikrop ya da virüsleri boyutunda mikrop, bakteri ya da virüsler var. Onlar yanarken, yanmayan kısımlarında bu mikropların çevresinde koruyucu bir kabuk oluşuyor. Zaten biliriz, pişen gıdaların çoğunun üzerinde kabuk oluşur. Mısır ekmeği, buğday ekmeği, süt, pasta, poğaça vb daha birçoğunu sayabiliriz. Zaten doğada neredeyse herşeyin bir kabuğu var. Hareketli canlıların derisi var. Ağaçların, meyvelerin vb kabuğu var. Dünyanın bile kabuğu var. Hatta metaller de onlara özenip, paslanma, oksitlenme vb adı altında kabuklanmaya çalışıyorlar.

Neyse konumuza geri gelelim. İşte gök taşında korunaklı bir biçimde dünyaya inan bu mikroorganizmalar kimi zaman dünyaya da yayılıp, hastalık taşıyorlar.

Öyle ki eski Mısırdaki mumyaları korumak için de bu mikroorganizmalardan yararlanıldığını düşünüyorum. Öyle ya bazı mumya mezarlarını açanlar kısa zaman içinde esrarengiz şekilde hayatlarını kaybettiler. Demekki zamanında düşen gök taşlarını toplayıp, üzerilerindeki mikroorganizmaları alıp, inceleyip, uzun süre dayanıklı olanları mumya mezarlarına yerleştirmiş olmaları olası bir durum.

Dev uzaylıların vücudundan gelebilecek canlı organizmaları anlattım ama tükürseler 10 gezegende okyanus olacağı da bir gerçek. :) Bunla ilgili de bir yazı yazayım ben.

Umarım keyifle okumuşsunuzdur. Biraz kısa oldu ama, gece 3'te yazılan yazı bu kadar olur. Harf ve yazım yanlışlarım olabilir. Onları da ara sıra kontrol ettikçe düzelteceğim.

 

 

Murat Yediyüzyıl