Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

AŞK BİR ENEJİDİR

Aşk enerjisi aktarımı

   Aşk nedir diye tarih boyunca soranlar, düşünenler yazanlar olmuş. Aşk kimi zaman şiirlere konu olmuş, kimi zaman filmlere, kimi zaman da kalbe gömülmüş. Seven kalbin sahibinden başkası bilememiş.

   Aşk nasıl birşeydir, elle tutulur mu gözler görülürmü merak ediyoruz. Bana göre aşk bir enerjidir ve bir erkek bir bayan arasında oluşur. Yani iki kişi arasında meydana gelen, elektrik akımı benzeri bir şeydir. Hatta kablosuz internet bağlantısına bile benzetebiliriz. Ama bu bağlantıyı, ne mesafeler, ne de duvarlar, kayalar, bilmem neler engelleyemez. Bu aşk denene enerji, akşam-sabah hiç durmadan devam eder. Bu durum başlar başlamaz veya başlamasından bir süre sonra kız ya da erkek tarafından fark edilir. Genelde erkekler daha önce fark ederler. (Aşkta koruyucu kollayıcı taraf olduğumuzdan dolayı da bu normal, çekim gücümüz daha fazla.) Bu yüzden de genelde açılma denen olayı ilk biz gerçekleştiririz. Ama bu durumda da bazen hat problemi olur. Kız, aşk denen enerjiyi fark edememiştir. Reddedilirsiniz. Bunun yanında bu tehlikeli bir durumdur. Aşk enerjisiyle tek başına uzun süre kalan erkek, aşkla aşırı şarz olma durumu olan, kara sevdayı yaşamaya başlayabilir. Bu da insanı delirtebilir.

   Bir de kablosuz aşk bağlantısının yaşandığı iki kişiden biri tarafından yanlış anlaşılması durumu var. Örneğin, erkek enerjiyi fark etti, yani aşık olduğunu anladı. Kız da anladı ama yanlış anladı ve aşk enerjisiyle gerçekten aşık olduğunu değil de bir başkasının kendisine aşık olduğunu sandı. Bu erkek için olduğu kadar, kız için de tehlikeli bir durumdur. Aşık olduğunu sandığı kişi, yüzde yüz kesinlikle kendisini sevmiyordur. Uzun vadede anlayamazsa yanlış evlilik gibi çok kötü bir durumla karşılaşabilir. Bir de nefes alsın yeter diyen erkek tipleri var, onlardan birine de rastlamış olabilir. Ayrıca yaşlanmaya başlamış ve kız bulmuşum daha ne diyen bir tipe de rastlamış olabilir. Bu durumların saymakla bitmeyen kötü yan etkileri vardır. Hem kıza hem sevdiğini sandığı kişiye hem de kızı gerçekten seven ve arasında aşk enerjisi bağlantısı olan kişiye yazık edilen bir duruma dönüşür.

   Aşk enerjisi bazen nazlı bir kıza isabet ettiğinde aralarında aşk enerjisi oluşan erkek epey sürünür. Aşk enerjisini fark edip, belli etmeyerek, bu çocuk beni gerçekten seviyor mu diye testler yapar. Kızın belli etmeme durumu naz olarak adlandırılsa da bir nevi kablosuz aşk bağlantısını şifrelemektir. Ama bu durum, şifreyi çözemeyen erkek tarafını çok meşgul edince, enerji kesilmesi ile de sonuçlanabilir. Fazla naz aşık usandırır sözü de bu durumun kanıtı gibidir. Tabi naz bazen, aksine çok mutlu bir birlikteliğe de götürebilir. Naz olmalı ama ölçüsünde olmalıdır. Naz yapmak her kızın doğal hakkı, bunu da ifade etmek gerekir.

Murat Yediyüzyıldan bir düğün karikatürü

 

 

   Çok nadir rastlansa da bir kişiye iki farklı aşk enerjisi hattının bağlanması durumu var. Tabi sayı daha çok da artabiliyor. Bu durumu yaşayan kişi de kararsızlık krizleri geçirebilir. Bu durumu, birdiniz iki oldunuz, kimi alacağım ben olarak ifade edebiliriz.,

   Enerjiyi şöyle yada böyle iki taraf da fark etti ve bir süre sonra da nişana karar verdiler diyelim. (Tabi gerçek aşk enerjisiyle nişanlananlardan bahsediyorum.) Nişanlandınız, sizin ve kızın sağ el yüzük parmaklarına nişan yüzüğü takıldı. Araya da bir tane kırmızı kurdele takıldı. Bence bu yüzükler ve kurdele de bu aşk enerjisini sembolize eder. Hatta sembolizeden öte, yüzükler aşk enerjisine anten görevi yapar diye düşünülmüştür. Ortada aşk varsa, zaten kendi hattından devam eder. Yüzüklerin bu durumda pek bir önemi yok aslında, sadece semboliktir. Kurdele de kurdeleye gerek yok, aşk enerjisi yolunu bulur anlamı taşır. Bir de evlenince, yüzükler sağ el işaret parmağından, sol el işaret parmağına taşınır. Bence bunda birkaç amaç var. Birincisi, elbette nişanlılıkla evliliği ayırd etmek için. İkincisi ise sol ele alınınca, artık kalbime daha yakınsın denmek amaçlanmış olabilir. Tabi zamanla nedeni unutulup sadece sembolik anlamı kalmıştır.

Bu aşk denen enerji, bazı kişilere hiç uğramaz. Çünkü bu tip kişiler, aşk enerjisine karşı yalıtkan (iletimsiz) durumdadırlar. Bu tip kişiler, aşık olamayacaklarından genelde görücü usülü evlenirler ya da mantık evliliği denen maddi açıdan güç kazanma amaçlı evlilikler yaparlar. Bu durumun bir çok istisnası vardır. Yani, her görücü usülü evlenen ve her mantık evliliği yapan, yalıtkan değildir. Geleneksel olarak görücü usülü tercih edilebileceği gibi, aile zorlaması, ya da evlenecek kimseyi bulamama gibi sebeplerden de görücü usülü evlenilebilir. Tabi mantık evliliğinde de farklı senaryolar olabilir. Mesela çok fakir bir kız, zenginliğe çok hasret ve imrenti duyduğunda da kendini kaptırıp evlenebilir.

Yalıtkan kişiler, mantık evliliği yaptığında, ilerleyen yıllarda eşleriyle anlaşmazlık sonucu ayrılmaları neredeyse kesindir. Bu durumda da çevrelerinde, “O kadar paraları var, neden mutlu olamadılar.” şeklinde yorumlar çok olası. Bu arada yalıtkan kişiyle evlenen kız, bir aşk enerjisinin tarafıysa daha da kötü bir durum ortaya çıkar. Aşk enerjisinin tüm voltajını yemekte olan kendisine aşık olan genç çok kötü durumlarla mücadele etmek zorunda kalır. Hatta delirebilir.

Aşkta insan tipleri çok, ama ben bir tipe daha değineyim. Kendini beğenmiş tipler... Bu tip kişiler, aşk enerjisi kendilerine uğrasa da uğramasa da bunu fark etseler de etmeseler de karşı tarafı hep küçük görürler. Paylaşım sitelerinde, artistik pozlarla fotoğraflar çekinip yayınlarlar. Kendilerini övdürmek onlar için oksijen gibidir. Tabi her artistik poz veren bu sınıfa girmez. Ama bu tiplerin neredeyse tamamı, bu şekilde pozlarla fotoğraf yayınlarlar. Hepsi kendisini güzel ya da yakışıklı sanır. Resimlere yapılan yorumlarda, terbiye sınırları aşılsa dahi, içerisinde kendilerine karşı övgü varsa, bu yorumları silmezler. Çünkü bunun kendilerini yücelttiğini sanırlar. Güzelliklerinden dolayı, kendilerini dünyanın merkezinde sanarlar. Kültürel değerlere sahip çıkmadan, kültürel bir gelişim sağlamadan, cahil kalarak, karşısındakini etkileyeceklerini sanırlar. Öyle ki, aptallığı tarz haline getirmiş olanları bile vardır. Böylelerine gülüyordum. Ama biraz düşününce bayağı da acıyorum.

Bu arada burada yazdıklarım hayal gücümden katıştırmalı yazıdır.

Murat Yediyüzyıl