Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Armut Ağaçları Azaldı mı ne?

Armut ağacı

Son yıllarda Arhavi'deki armut ağaçlarında belirgin bir sayısal azalma olduğunu fark ettim. Eminim tüm Doğu Karadeniz bölgesinde de aynı durum söz konusudur. Bu ağaçlar neden azalır diye merak edenler olacaktır. Malum ağaçlar, bulundukları yerden daha çok güneş aldığı için, ya da daha sulak olduğu için, kalkıp da başka bir arazi parçasına gidemezler. Maalesef savunmasız oldukları ve yer değiştiremedikleri için, kesilmek suretiyle azalıyorlar. Diğer ağaçların da başına gelebiliyor bu durum ama en büyük mağdur armut ağaçları. Eskiler armut ağaçlarına kolay erişim için bu güzel ağaçları, genel olarak evlerine yakın yerlere dikmişler. Birçok cinsi olan bu meyveye pek bir değer vermişler. 40,50 sene öncesine kadar, her evin en az 60,70 kök armut ağacı varmış. Çeşit çeşit, güzel mi güzel armut ağaçları arazileri süslermiş. Tabi, o zamana kadar gelen zamanda da sürekli armut ağaçları dikilir, aşılanır, her yaştan armut ağacına sahip olunurmuş. O zaman da armut ağaçları kesilirmiş ama sürekli yenileri dikildiğinden sorun olmazmış. O yıllara gelene kadar armutların yediği en büyük tokat, çay bitkisi olmuş. Çay bahçesinin ortasında kalan birçok armut ağacı, çaya gölge yapıp da sürüm vermesini engellemesin diye kesilmiş. Tabi çay bahçeleri yerine oturunca, yani bahçeleşme süreci tamamlanınca, bu sebepten azalma da azalmış. Nesilden nesile geçen arazilerin bölünmesi de armut ağaçlarına çok yaramamış. Bu durumda öncelikli olarak sınırda olan armut ağaçları kesilmiş. Arazilerin dağıtımı sırasında genelde kura çekimi söz konusu olduğundan, kendi diktiği armut ağaçlarının bulunduğu arazi kısmı, diğer bir kardeşine düşen kişiler de duruma sessiz kalmamış. Ağacı ben dikmiştim deyip, armut ağacını kesip, odununu almış. Yakacak olarak kullanmış. Her sene onlarca kilo meyve verip, onlarca damağı tatlandıran bu enfes armutların yetiştiği ağaçlar, belki bir hafta içinde sobada yanarak tükenmiş. Yanarken belki yemekler yapılmış, belki evler ısınmış ama armut ağacının meyvesinin verdiği değeri ağaca verememiş. Bölünen araziler, yeni ailelere mekan olmuş. Arazi payı kendine düşen ve evlenip yuva kuran çiftler, arazilere kimi zaman ev de yapmışlar. Evin bahçesiydi, ev arsasıydı derken, yine armut ağaçları kesilmiş. Zamanla bu süreç devam ettikçe armut ağaçlarının sayısı hayli azalmış. Tabi sayı azalmanın yanı sıra ağaçlarda yaşlanma da artmış. 90'lı yılların ortalarından sonra başlayan, “Bu armut ağacı da yaşlandı, artık meyve vermiyor. Keselim” süreciyle birlikte armut ağaçları bir tokat daha yemişler. O zamanlar çocukken tırmandığım koca koca armut ağaçlarının bir çoğu artık yok. Yaklaşık 60 yaşında olan adamlar, ağaç yaşlandı deyip keserken, kendilerine, acaba ben neden hiç armut ağacı dikmedim diye sormamışlar. “Sadece, pazarda daha iyisi var”, demekle yetinmişler. Tabi bunu diyenler çok fazla değilmiş. Kimi armut fidanı da dikmiş. Ama yine de bazı armut türleri, en azından Arhavi'de artık bulunamaz olmuş. Eskiden yapılan, kendi kendine yetişen fidana aşı yapmaların yerini büyük ölçüde pazardan alınan birkaç çeşit fidan almış. Fidan alıp dikme durumu daha önceden çok yaşanmadığı için de şuan var olan ağaçların da büyük çoğunluğu ya yeni fidan ya da koskocaman kocamış ağaç olarak filiz veriyor.

Armut ağaçlarını tüketen ögelerden biri de şehirleşme olsa da, bahçeli binaların bahçelerine de armut ağacı dikilmesi sevindirici olabiliyor. Sözün özü, armut ağacı fidanını bir kere dikip bırakmayalım. Sürekli yeni fidanlar dikip, türlerini de kontrol edelim. Elimizdeki tüm türleri yaşatıp, elimizden geliyorsa aşılayıp çoğaltmaya çalışalım. Bir armut kolay yetişmiyor. Ama bir armut ağacı, hiç hiç hiç kolay yetişmiyor.

 

Konumuz armut ağacıydı ama siz diğer meyve ağaçlarını da diker ve çoğaltırsanız güzel olur. Hem doğaya katkı yapmış olursunuz, hem de mis gibi meyveleri yer sağlıklı beslenir ve de ağzınızı tatlandırırsınız.