Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

DÜNYA’NIN OLUŞUMU (ESKİDEN TEPSİ ŞEKLİNDEYDİ)

 

Bu yazıda geçen tüm kişi kurum ve olaylar tamamen hayal ürünüdür. Düşündüm de eski çağlarda yaşayıp bu yazıyı yazsam, güzel bir destan olurdu. :)

 

   Dünya eskiden tepsi şeklindeydi. Ama alt tarafı da tepsiydi, Her iki tarafında insanlar yaşıyorlardı. Bir gün üst taraftakiler tepsilerinde pasta pişirdiler. Pasta şişti de öyle pişti.

    O pastayı gören alt taraftakiler de “Bizim neyimiz eksik, biz de bir pasta yapalım,” dediler. Kısa sürede, pastanın hamurunu açtılar. Hemen ardından vakit kaybetmeden pastalarını pişirdiler. Ama onlar pasta yapım konusunda, diğerlerine göre biraz daha şanssızdılar. Aynı zamanda çok daha tecrübesizdiler.

    Üst tepsidekiler hamurlarını tepsiye koyunca, alt tarafa geçip, pastayı orada yaktıkları ateşle pişirmişlerdi. Yazık ki üst tarafta pasta piştikten sonra orada ateş yakılabilecek bir yer kalmamıştı. Alt tarafın insanları, ilk önce, ateş yakacak yer açmak için, tepsinin dibini, tam ortasından deldiler. Dibi delip, diğer tarafa geçtiler. Bunu, ateşi orada yakmaya karar verdikleri için yapmışlardı. Karşı tarafın dibine geçmişken, Üst taraftakilerin pişirdiği pastadan yememek olmazdı. Hepsi birer parça kopardılar, ağızlarına attılar. Hepsi de aynı anda geri tükürdüler. Pastanın yenilebilir hali yoktu. attıkları pasta parçaları zamanla taş oldu. (Tabi onlar bunu göremediler. Bunun için milyonlarca yıl geçmesi gerekti.)

     Alt taraftakiler, beğenmedikleri o pastayla daha fazla vakit kaybetmek istemediler. Durdukları yerden, kazımaya devam ettiler. Kazımayı bitirdikten sonra, çokurdan çıktılar. Yukardan yakıtı alevlendirip ateş yaktılar, pastayı pişirmeye başladılar. Tabi unuttukları bir şey vardı. Pasta pişerken orada durmaları olanaksızdı. Hem yer çok sıcak olacak hem de şişen pasta üzerilerine gelip onları yutabilirdi. Bu durumun farkına vardıklarında, apar topar kaçmaya başladılar. Ateşi çok kuvvetli yaktıklarından pasta kısa sürede şişmeye başladı. Adeta onlar kaçıyor, pasta kovalıyordu. Bir süre sonra, gezegenin yukarı tarafındaki pastaya geçtiler. O pasta soğumuş olduğu için, üzerine rahatça basabildiler.Pastanın pişmesini orada beklemeye başladılar.

 

Aynı zamanlarda, pastalarının soğumasını bekleyen üst tepsi insanları da yeni pastayı görüp, üst tarafa döndüler.

 

Gel zaman git zaman, Dünya’nın alt tarafındaki pasta da pişti. Yalnız o kısımda ateşle ilgilenemedikleri için, pasta girintili çıkıntılı bir yapıya sahip oldu. Yine de Dünya bu günkü yuvarlak şeklini aldı. İnsanlar pasta yiyeceğiz diye beklerlerken, o pasta da yenmez bir hal aldı. Ama insanlar yılmadılar. Pastanın yenebilir bir yerini aramak için, gezdiler durdular. Gezmekten bıktıklarında, bulundukları noktaya yerleştiler. Böyle olunca, toprağın pişmiş yenmeyeceğini anladılar. Böylece insanlar Dünya’ya yayıldılar. “Keşke yetiştirdiğimiz en önemli sebzenin verdiği meyve olan toprağı pişirip de yemeye kalkmasaydık. Şimdi pasta yapmak için kullandığımız diğer tahıllar da yok oldu. Hiçbir sebzemiz de kalmadı,” diye düşündüler.

 

Evet, pasta yaptıkları madde topraktı. Dünya çift taraflı tepsiyken, tepsi bugün bulunan bazı madenlerden uluşmuştu. O maddenin üzerinde yetişen bitkilerin de en sevilen tahılı topraktı. Günümüz toprağından daha farklı olan bu toprak denen tahılın birçok da türü vardı. Dünya tepsisinin iki tarafında da yapılan pastalar nedeniyle de diğer bitkiler gibi o bitkinin de nesli tükendi. Toprak tahılı da pişme sonucunda, bu günkü yenmez haline geldi. Kimi kısmını yoğururlarken iyi karıştıramadıkları için topaklandı. Pişme işlemi sırasında da bugün taş dediğimiz maddelere dönüştüler. Onlarda bu değişim yaşanırken, pastaların buharı gök yüzünü sarıp, yağmurlara sebep oldu. Pastanın üstü piştikçe, bu yağmurlar, bu gün okyanus çanağı dediğimiz çukurları doldurdular. Okyanuslar oluştu. Dünya, iki tarafında pişen ve şişen pastalar sayesinde bu günkü yuvarlak halini aldı. Ama içte yanan ateş hiç sönmedi. Bir süre sonra tepsiyi de eriterek büzüştürdü. Büzüşen tepsi, ateşin üstünü sardı. Zamanla pürüzlerinden de kurtularak yusyuvarlak bir hal aldı. Bazı parçaları ateşe karıştı yanmaya devam etti. Bazı kısımları da üstten üstten soğuyup, Dünya’nın çekirdeği adını alan yapıya dönüştüler. İçte yanan ateş de tepsiden aldığı parçalarla yanmaya devam etti. Her ne kadar bir süre sonra söndüyse de soğumadı. Tabi kabuk ve koskoca Dünya yüzeyiyle kaplı olduğundan iç ısısını korudu. Ona da lav ismi verildi. Tepsi büzüşürken, he her ne kadar birbiriyle kaynaşsa da bazı yerlerde diğer yerler kadar sağlam değildi. Kimi zaman sızıntı yapıp, yanardağ patlaması sonucunu verdi.

 

Pasta yapıp da Dünya’ya yayılan o zaman insanları, bu günkü insanların atası olduğu sanılmasın. Onlar, konuşabilen, primat fiziğine yakın bir görünüşte olan canlılardı. Fakat, her biri 3500 metreden uzun boya sahiptiler. Onlara dev denirdi. Bu dev insanlar, kısa zaman sonra açlık çekmeye başladılar. Bir süre, başlangıçta sert sayılabilecek yapıda olan toprakları pişmiş olmasına rağmen yemeye çalıştılar. Kimi zaman toprakları kazıyıp öğüterek, bitki çıkmasını sağlamaya çalıştılar. Ama pişirdikleri pastanın sıcaklığı, devler haricindeki Dünya yaşamını tamamen bitirmişti. Yanlarında hiç tohum da yoktu. Doğal olarak da bitki yetiştirmede başarılı olamadılar. Yiyecekleri kısa sürede tükendi. O yüzden de nesilleri tamamen yok oldu. Böylece Dünya’daki canlı yaşamı son bulmuş oldu. Ondan kim bilir kaç milyar yıl sonra, tek hücreli canlılar ortaya çıkmaya başladı. Ta ne kadar sonra da dinozorlar, onlardan da çok sonra günümüz insanları ortaya çıktı. Devlerden ise ne hiçbir kalıntı kalmadı. Taştan olan kemikleri zamanla dağılarak, Dünya kayalalıkları içine karıştı gitti. Zamanla kimi petrol kimi kömür, kimi elmas oldu.

 

Devlerin teknolojik olarak çok gelişmiş olduğunu söyleyemeyiz. Ama resim konusunda iyiydiler. Eski yaşantılarına hasret kalan bazı devler, toprak üzerine çizdikleri bazı şekillerde Dünya’yı tepsi şeklinde göstermişlerdi. Günümüz insanı ortaya çıktıktan sonra, gelişmeye başladı. Bir süre sonra da bu resimleri çözdüler. Dünya, tepsi şeklindeymiş, diyerek, bu resimlerden öğrendikleri bilgileri belleklerine kazıdılar. Toplayıcılıktan tarım toplumuna geçen insanlar, resimlerin bulunduğu geniş düzlüklerdeki topraklara sebze ektiler. O yüzden de devlerden kalan resimler tamamen kayboldu. Resimlerden geriye kalan tek şey, insanların hafızasında kalan, Dünya tepsi şeklindedir oldu.

 

Dünya oluşumunda tepsinin bulunduğu orta kısım, insanların Dünya’yı tamamen keşfetmesinden sonra yeniden popülerlik kazandı. Dünya’yı çizgi çizgi bölümlere ayıran insanlık, tepsinin bulunduğu orta kısma da Ekvator çizgisini çizdi. Ekvator çizgisi olarak da isimlendirdi. Ekvator sıcak, çünkü ilk ateş orada yakıldı. :) İki pasta arası birleşme noktasından daha kolay gelebilen ısı, oranın diğer yerlerden daha sıcak olmasını sağlıyor. :)

 Farklı gerçeklik boytunda yazığım bir yazıdır. Gerçek değil tamamen hayal ürünüdür.

 

SON

 

Yazan: Murat Yediyüzyıl